0 305

forumlar > genel / off topic > hikayeyi devam ettirmece

forumlar > genel / off topic > hikayeyi devam ettirmece
0 305

13.08.2017 17:39
Luis lakaplı, Emanuil Retsinas tek bir sözcükle tanımlanabilir:
Biraz. Biraz kısa boylu, biraz çirkin, biraz yakışıklı, biraz tembel, biraz eğitimsiz, biraz dinsiz.
Biraz dinsizden ne mi kastediyorum?
Neredeyse hiç kiliseye uğramaz ama cenaze, vaftiz ve evlilik törenlerine, hatta kendisi için yapılanlara bile gider.
Şimdiye kadar bu evlilik törenlerinden iki tanesine gitti.
Az kalsın üçüncüye de gidecekti.
- bu mesaj, selim tarafından 04:33 31.10.2017 tarihinde düzenlendi.
03.11.2017 12:39
ben yazınca iş bozuluyo
02.11.2017 15:47
delikanlı penguen demiş ki:
not: başlık sahibine saygımdan bu başlık altında kimse feci şekilde can vermiycek... adam son trolu düzeltmek için emek vermiş..emeğe saygı
teşekkürler ince düşüncen için
benim için sorun değil istediğiniz gibi yazabilirsiniz
saygılar
01.11.2017 10:36
- Ya Luis, beni anlasana, bu işler olmaz. Tamam yardım edeyim ama ateşle oynanmaz. Üstelik konu sadece ateş de değil.
Bunun üzerine kırılabilir bir eşyayı, bir kristali ya da benzer bir şeyi yatağın üzerine koyuyormuşçasına kızı yatağa bıraktı, küçük bir valiz aldı, giysilerini, ıvır zıvırlarını içine tıktı, çizgili, beyaz bir erkek gömleğini ve hala hatırladığım kan gibi kıpkırmızı küçük bir şortu kı­za giydirdi.
Fatme'yi dışarıya çıkarmak için kaldırdığında, kız ayakta duramıyordu. Onu böyle basamakları çıkarken gördüğümde "Luis, dur, kızı alıyorum. Kim öle kim kala," diyecektim ama kendimi tuttum. Ağzımdan sadece "Luis," çıktı. Ancak parayı cebine sokuşturnıayı ba­şardım. Üzerimde ne varsa, otuz bin drahmiyi. Dışarı çıktı, tarif edilemeyecek kadar kötü motosikletine bindi, kızı arkasına yerleştirdi ...
Yahu kızı nereye götürüyorsun?
- Ne yapayım, onu Perama'ya, evime götürüyorum.

Çıldırdım. Kerata ne yapmaya çalışıyordu? Kızı karısına mı götürüyordu? Üstelik bildiğim kadar aynı evde babasıyla birlikte yaşıyorlardı ... Kurşun gibi fırlayıp gitti.
O günden beri bana söylediği "Kuzen cennet senin neyine?" sözü bağazımda düğümleniyor. Hatta giderken, kızın gömleğini iliklerneye bile fırsatı olmadığından, rüzgarla şişen gömleğinin iki yanı düşmana karşı açılmış beyaz bayrağa benziyordu.
Sana demin Luis'in bindiği tarif edilemez motosikletten söz ettim. Tarif edilemez, çünkü o kadar çarpışma ve takladan sonra üzerinde orijinal bir parça kaldığını sanmıyorum. Ayrıca sana şunu da söylemeliyim, eğer Luis hala hayattaysa, bunu kesinlikle tekrarlanan mucizelere borçlu. Normalde kaç sefer motosikletine bindiyse en azından o kadar sefer Hakkın rahmetine kavuşmuş olmalıydı. Buna rağmen her seferinde, tam o en tehlikeli anda, koruyucu bir melek ortaya çıkıp Luis'i kurtarıyor. Koruyucu meleğinin adını, neden onu kurtardığını bilmiyor ama artık gizemli bir şeylerin olduğuna emin. Dostum, koskoca ön lastiğin çıkıp, Lpis'in tepetaklak düşmesinden sonra, sanki yere düşürdüğü bir şeyi almak için eğilen bir beyefendi gibi ayağa kalkması olacak şey değil. Yine bir başka sefer bir kaldırırnın kenarına ön tekerleğiyle bindirip, Luis'in füze gibi havalandıktan sonra, geçmekte olan karpuz yüklü bir kamyon kasasının içine düşmesi, üstelik Luis karpuz gibi patlayacağına, insanların bu trajikomik salıneyi gö­rürken kamyon kasasındaki karpuzların patlaması da olacak şey değil. Çılgınca. Üstelik bütün bunlar Luis'in
başına kötü sürücü olduğu için değil, motosiklet kullanırken aklına fikirler geldiği, planlar yaptığı, kararlar
aldığı, düşler gördüğü için geliyor. Genellikle hız ona en büyük ilhamı verip Luis'i "uçuruyor". Hatta bir keresinde Perama'dan yola çıkmış, Rafina *'ya varmış ve ancak tekrar motosikletine bindiğinde iki buçuk saatten fazla yolda olduğunun farkına varmış.
01.11.2017 03:46
Beni ikna etmek için böyle bir sürü şey söyledi. Beni rezil etti. Söylemedik şey bırakmadı. Bu kadar ınangırı ne yapacakmışım? Böyle armağanlara da insan ancak bir kere sahip olurmuş.
- Kızı önce bir otele sonra da garsoniyere yerleştirırsın...
Korkunç bir durumdu. Gel de iki dakika içinde karar ver ...
- Yirmi yaşına kadar kızcağızın yaşamı zehir zemberek.
Vatanına geri dönmek istemiyor. Korkuyor. Onu mahvederler. İtalyan da artık onu yanında istemiyor. Biletini kesmiş bile. Yatta alkolik görmek istemiyor. Yalvardım ama hiç tınmadı. Artık içmiyor, iyileşti, dedim ama boşuna.
Luis beni çok zor bir duruma sokmuştu.
- Luis bunu nasıl yapayım, kolay mı?
Yine aynı teraneye başladı. Onun da karısı varmış da, kızı evine götürse çizmeyi aşmış olurmuş da ...
- Halbuki senin karının ruhu bile duymayacak. Fakat çabuk karar ver de, İtalyan gelip kızı burada görmesin.
İtalyan, kızı mutlaka ülkesine geri yollar, gerekirse uçağa karga tulumba bindirir.
Ne yapsaydım? Sen yerimde olsan ne yapardın? Kızı alıkoyar mıydın? Böyle bir sorumluluk alır mıydın?
Her şeyden önce, İulia kuruşu kuruşuna ne kadar paramız olduğunu ve benim de ne kadar kazandığıını biliyordu.
Kuruşuna kadar biliyordu pinti. Arakladığım otuz binliği de bakalım nasıl açıklayacaktım? Biniikierin uçtuğunun farkına vardığında ona ne diyecektim?
İşiınİ bir kenara bırak. Bu maceranın sonunda uyuşturucu bağımiısı çetelerle başımı derde mi soksaydım? Bu kız yarın evinde kendini asmış olarak bulunabilir, belki... binlerce belki. Üstelik Efstathia Teyze bu hikayenin kokusunu aldığında, yandı gülüm keten helva! Patision Caddesi'ndeki üç katlı apartınanı İulia'ya hediye
edecek. Tabii ölümünden sonra. Peki o an gelene dek ne olacak? Zaten beni topun ağzına koymuş durumda.
- Lu.is olmaz, başım belaya girer. Bu işler tehlikeli.
- Ah ulan dangalak kuzen, dedi en sonunda. Cennet senin neyine?
- Ya Luis.
- Tamam be.
Canım çok sıkılmıştı. Sana yalan söylemek istemem, beni düşündüren işin maddi boyutu değildi, istesem biraz
para araklardım, çünkü belli bir maddi rahatlığım vardı ama ...
- Ya Luis bak ...
- Unut gitsin, tamam. Haklısın, suç bende, deyip kızı kucağına aldı. İki koluyla kızı tutuyordu.
Kız,
- Luis! deyip yine yürek parçalarcasına ağlamaya başladı. Ama ne ağlama!
Meryem Ana bile oğlu İsa'yı bu kadar sevgiyle tutmamıştır kollarında. Kollarının arasındaki kıza bakı­yordu.
01.11.2017 03:40
Dizlerinin üzerinde ilerleyerek yanıma geldi, Dimdik önümde duruyordu. Göğsü, şimdi benden daha yüksekte olduğundan neredeyse dudaklarıma değiyordu.
Meme uçlarından birkaç saritim uzakta nefes alıyordum.
"Şimdi bu kız bana minnettarlığını göstermek için acaba... " Titriyordum. Korkakhğım sınır tanımıyordu. Bir yandan birazdan gelecek olan Luis'i, gerçi daha dışarı­ daki tankerin sesi geliyordu, bir yandan İtalyan'ı ... Ayrıca durumdan faydalanınam doğru olur muydu, bilmiyorum.
Fakat çaresizce, gereksiz yere ellerimi birleştirdim, ellerimi nereye koyacağımı bilemiyordum. Sonunda tekrar sadece beline sarıldım ve neredeyse kımıldamadan, kararsız kalakaldım. Birden, ne kadar sonra bilmiyorum, eğilip beni öptü. Ağzımdan. Evet. O beni öptü. Hafifçe. Sonra yanıma oturdu ve ağlamaya başladı.
Tam o anda da tanker motorunun gürültüsü durdu
- Gas seni seviyorum, deyip ağlamaya devam etti.
O anda Luis içeri girdi.
- Kalkma, ger.ekmez. Öylece kal.
Hasır bir sandalye alıp karşıma oturdu ve anlatmaya başladı: Fatme, telefonda bana isim günüm için vaat ettiği armağanmış.
- Dünyanın en uysal varlığıdır. Kuzen, dünyada pişman olmayacağın tek şey bu.
Anlamıyordum. Nereye varmak istiyordu? Devam etti:
- Ya getirdiğİn otuz bini kıza verirsin ve ülkesine geri döner ya da kızı sen alırsın, parayı da ihtiyacım olduğu için bana borç verirsin.
Fatme hala sessizce ağlıyordu. Her şeyi biliyordu. Her şeyi anlıyordu. Luis'in bana söylediği her şeyi. ·
- Kuzen, durum tam bir trajedi. Ailesi peşinde ama o ne pahasına olursa olsun geri dönmek istemiyor.
Kız:
- Gas, deyip bana hüzünle baktı.
Luis devam etti:
- Serseri, senin paran da var. Çok uzun süreliğine değil, altı aylığına bir garsoniyer kirala. Sonra da kızı istemezsen, ben Mısır'dan döndüğümde bana geri yollarsın. Eğer ülkesine, ailesinin yanına gonderirsek, tekrar uyuşturucuya başlar ve ölür. Onları istemiyor, hepsi adi. Bense birazdan İtalyan'la birlikte Mısır'a doğru demir alacağım, hem yaşaması için ona verecek param yok. Onu nereye götüreyim? Sen hep benim yaşamın tadını çıkardığıını söyleyip dururdun. İşte sana fırsat, şimdi sen yaşamın tadını çıkar. Ne kadar sürerse sürsün. Üstelik seni istiyor. Ben kıza her şeyi anlattım. Her şeye razı.
En fazla kız iş bulana kadar ona bakarsın. İuliacığın içinse vicdanım rahat, salla gitsin.
01.11.2017 03:33
Bu arada Fatme uyumaya devam ediyordu.
Meme uç­ları tekrar eski hallerine dönmüş, vücudunun duruşu da ikide bir değişiyordu.
Tıpkı bir ressamın en iyi pozu bulana dek modeline farklı bir duruş verdirmesi gibi.
Artık karanlık basmıştı. Luis tam ışıkları açacakkenbir klakson sesi duyuldu.
- Mazotu getirdiler, deyip hızla çıktı.
Kapının açılmasıyla Fatme de gözlerini açtı. Önce biraz.
Sonra biraz daha. Luis'in odada olmadığını fark edip ayağa kalktı ve fırsattan istifade edip, vücudunu sanki elektrik çarpmış gibi üzerime atladı.
- Gas Campari'ni vermek.
Çok iyi bir Yunanca aksanıyla bunu söyleyip, içkimi almak için elini uzattı. İçkimi çektim.
Gas? deyip bana sarıldı.
Bütün vücuduyla. Bana sarıldı derken, mecazi anlamda bunu söylemiyorum. Çıldırdım. Campari'ınİ almak için üstüne bir de para veriyordu.
Bacaklarını belime,kollarını boynuma dolayıp kucağıma oturdu. Şaka yapmıyorum.
Gerçekten sadece ufacık külotuyla kucağıma oturdu.
Gas, biraz lütfen.
Fatme.
Sofi.
Sofi sen hayır Campari, deyip bardağı uzağındaki küçük masaya bıraktım.
- Gas son kez.
Bardağı almaya çalışıyordu. Bardağı alamayıp gözlerimin içine baktı.
Ben de ona baktım. Çok çocuksuydu.
Korku ve tutkuyla, dikkatlice ben de ellerimi beline doladım. Dikkatlice kırılmasın diye.
- Gas, biraz.
Dayanamadım, eridim. Bardağı alıp ağzına uzattım.
- Son kez mi? Yemin eder misin?
- Son kez, deyip yudum yudum, yavaş yavaş içmeye başladı. içtikten sonra bardağı ellerinin arasına aldı, dilini
bardağın ağzında dolaştırdı, dizlerinin üzerinde küçük yatağının üzerinde ilerledi ve bardağı lambozdan denize
fırlattı.
Şlap! diye bir ses çıkardı.
Ben yatağın ayakucunda oturmaya devam ediyordum, o da dizlerinin üzerinde.
- bu mesaj, selim tarafından 03:34 01.11.2017 tarihinde düzenlendi.
01.11.2017 03:27
- Luis acaba bazı önlemler mi alınmalı? Acaba Renato başını derde sokmak istemernekte haklı mı?
Bana fırlattığı bakışı gördüm ve durdum.
Utandım ama devam ettim: Çünkü Renata'nun durumu, ölümün yaşamım olacak deyişine benziyor. Hatta lisedeyken bu konuda kompozisyon bile yazmıştık. Raisis Hocamız bize sorardı:
Bu deyişe katılıyor musunuz? katılınıyor musunuz?
Bu görüşe katılanlarımız okuldan iki gün uzaklaştırma aldı. İkimiz, ben ve sen. "Ölümün yaşamım demek, her
zaman geçerli olan kuraldı," diye yazmıştık. Hatırlıyormusun?
Tabii hem Raisis'i, hem de uzaklaştırma cezasını hatırlıyordu.

- Luisciğim, diye devam ettim, işimizden de olmayalım.
Asliye Hukuk Mahkemesi katibiyim, pek de sesimi yükseltemem. Çünkü belki Efstathia Teyze kendince, bize maddi destek sağlıyor ama aynı zamanda da altmış küsur yaşındaki deli bir kadın . .
Yarın olur da hayatının erkeğine rastlar, yolluk da kesilirse, geriye sadece katiplik kalıyor. Eğer bundan da olursak halimiz nice olur?
Sokağa da düşmeyelim
01.11.2017 03:22
Her neyse.
Nerede kalmıştık.
Hımm, evet hatırladım.
Fatme'nin küçük karnarasında kahvelerimizi yudumluyorduk.
Kahvelerimizi bitirdikten sonra, Campari ile devam ettik. Sert ve acıydı. İçine limon ve şeker kattık.
İçkiyi almak için kilitli küçük bir dolabı açmasını garipsedim.
İşte o zaman bana Fatme'nin alkolik olduğunu, bu nedenle her şeyi kilitlediklerini anlattı.
Bütün bu alışılmadık ve garip olaylardan sonra, sanki bir mayın tarlasına girınİşim gibi hissettiğiınİ sana itiraf etmeliyim.
Bir an sonra Tanrı bilir neyle karşılaşacaktık! Her ne kadar önyargısız, çağdaş bir insan olmaya çalışsam da, bir bakıma hem toplumu, hem tanıdıkları,hem de İulia'yı hesaba katmak zorundayım.
Hatta Efstathia Teyzemi bile. Özellikle onu. Çünkü hem dindar, hem zengin, hem de bizim koruyucumuz.
Bir düşün, yeğeninin kocasının, yani benim, Fatme'nin taktığı adla Gas'ın, üstsüz güzeller, tuhaf İtalyanlar, uyuşturucu vs. dolu yatlara girip çıktığını öğrense neler olur?
Beni onun dilinden Niyagara Şelalesi bile söküp atamaz.
- bu mesaj, selim tarafından 03:23 01.11.2017 tarihinde düzenlendi.
01.11.2017 01:14
Fakat Luis bu aşamaya ulaşıncaya dek pek çok aşamadan geçti. Fatme'nin sırrı Luis için gerçek bir kabusa,bir saplantıya dönüşmüştü.
Eğer bu sırrı çözmezse artık yaşayamayacağına inanıyordu. Sonunda bu da ba­şına geldi.
Anlayacağın, içini hüzün ve kasvet kapladı.
Fatme'ye yalvarıyordu:
- Fatme ne olur söyle, yoksa çıldıracağım. Güverteye nasıl çıktın?
Kızınsa uurunda değildi. Sadece gülüyordu. Sonunda Renato bile korktu ve bu şakanın tehlikeli bir boyut kazandığını gördü.
- Patron, bize sırrını açıklamazsa ...
- Bir daha kıza bu soruyu sorarsan seni kovarım.
Yeter!
Bunu İngilizce söylemişti. Luis İngilizce de biliyordu.
Bu da başka bir sır. Nasıl ve ne zaman İngilizce öğrenmişti?
Fakat jiletle yaptıgı deneme, Luis'in son çabasıydı, çünkü sonunda, tehdit, işten kovulma ve merak arasında
Luis sırrı çözmeden de yaşamayı kabullendi.
- Ne yapalım ... İnsan böyle de yaşar, diyordu.
Tabii o andan sonra içindeki bir şeyler kırıldı. Daha doğrusu çatladı. Sanki göğsünde, az çok hepimizin içinde olan cam bir şeyler vardı. İşte bu çatladı. Hatta Luis'in iddiasına göre (bunda ısrar ediyor), çatlama
sesini bile açıkça duymuş. Garip bir çatırtı. Delice bir şey. Çatiayan boyalardaki yarıklar gibi. Bunu anlatmaya
çalışıyor da, doğru kelimeleri bulamadığı için başaramıyor.

Ama sana dediğim gibi, Luis o zamandan beri değiş­ti, bildiğimiz eski Luis değildi artık. En azından onu son
zamanlarda görenler böyle düşünüyor.
Önce kuyudan vazgeçti. Bir daha bir santim bile kazmadı.
Yatak odasının ortasında iki metre derinliğindeki delik kalıverdi. Delice ama, Luis'in evinde iki metre derinliğinde bir çukur var. Çukuru kapatmayı da reddedip, sadece üstünü örtüyor. Babası da bu .dertten gidecek.
Bu işteki mantıksızlığı o da anladı. Bu çukur yüzünden artık ölümden de çekinmiyor. Buna inanabilİyormusun? Üstelik şimdiye kadar ölümün düşüncesi bile adamcağızı korkuturdu. Bugünlerde sakinleşti. Babası artık sakin.
01.11.2017 01:07
Ama hala, sana Luis'in yaşamına Fatme'nin nasıl girdi­ğini anlatmadım. Çok basit. Luis ve Renato bir sabahuyanıp, her zaman olduğu gibi güverteye puralarını iç­mek için çıktıklarında, Fatme'yi güvertede uyurken bulmuşlar.·

Kızı önce gören Luis:
- Yeryüzünde bir melek! diye şaşkınlıkla bağırmış.
Renato da Luis'e katılmış:
- Bu bir melek, deyip kızı koruması altına almış.
Tabii Luis'in kızı bir meleğe benzetmesi, dini ya da şiirsel bir benzetme yapmak istemesinden değil, sadece geceleri yattan limana geçişi sağlayan köprüyü kaldırdık­ larından, kızın güverteye nasıl çıktığını açıklayamadığındandı.
Üstelik yanlarında başka bir yat olmadığından, kızın bir yartan diğerine atlayarak güverteye çıkması damümkün değildi. İnsan sadece uçarak güverteye çıkabilirdi.
Ama üzerinde ya da etrafında melek kanatları bulunmadığından, olay tam bir sır. Sır kalmaya da devam edecek, çünkü Luis kıza bu sırrı açıklaması için her yalvarışında, kız gülerek reddediyormuş. Kız delice, kendini kaybedercesine, isterik bir gülüşle gülüyormuş. Bu kadar çok gülüyormuş. Hatta o kadar, kendini tutamayacak kadar çok gülüyormuş ki, gülrnekten nefesi kesilecek diye korkarmış. Tabii Luis, kızın güverteye konmasıyla ilgili bütün olasılıkları tükettikten sonra, kızdan bu sırrı açıklamasını istemiş. Konması diyorum, çünkü Luis'in ilk aklına gelen helikoptermiş. Fakat helikopter olsa gürültüden uyanırlardı. Sonunda, bu çözülemeyen sır nedeniyle çılgına dönen Luis, kızı bir jiletle tehdit etmiş:
- Yemin ediyorum, ya bu sır açıklamr ya da damarlarını keserim senin. Konuş!
Yanlışlıkla da biraz kanatmış kızı. Fakat şaka yapar gibi bir hali yokmuş. Kızsa tınmamış ve her iki kolunuda uzatmış.
- Damarlarımı kes, demiş.
Ama yapamamış, fırsatı olmamış, çünkü tam o anda kıza aşık olmuş. Tabii şan's eseri kızın koruyucusu da o anda orada olmadığından, Luis damarlarını kesrnek yerine kıza sarılmayı seçmiş ve onu öpmüş.
Tabii, şimdilik aşık olmuş, çünkü Luis hiçbir zaman uzun süreli aşık olmaz. Her zaman şimdilik aşık olur.
Üstelik ille de her zaman yatakta değil. Hayır, her yerde olabilir.
Fakat sana şunu söyleyebilirim, o andan beri, Luis evrenin sırlarına hayranlık beslerneye ve akıldışını keş­fetmeye başladı. Her şeyin boş olduğunu kabul etti ve ölüm varken insamn ille de yaşamaya çalışmasının tamamen mantıksız olduğunu düşünmeye başladı. Fatme'nin gelişi ile, varoluş sırları Luis için aynı anlamı ta­şımaya başladıktan sonra, bu sırlar nedeniyle insan hem yaşamaya devam edebilir, hem de yaşamın anlamını bulabilir demeye başladı. Tabii, bir zamanlar bana bunları anlatırken oldukça içkiliydi, ben de söylediklerini pek anlayamadım.
01.11.2017 01:00
Ama artık oradan vazgeçmesi için çok geçti. Artık arsayı sevmiş, ilk ağaçları, ilk limon ağacını dikmişti.
Üç yıl boyunca bir set inşa etti. Böylece yağmur sularının biraz yön değiştirmesini sağladı.
Doğaya karşı verdiği savaşı kazanmıştı. Hatta bu zaferden çok mutlu olduğundan, set duvarının üstüne kendisinin tasarladığı, beyaz, ortası biraz siyah bir bayrak bile dikti. Ortası yuvarlak bir yama gibi siyahtı.
01.11.2017 00:47
Anlattıklarının arasında öyle bir kısım vardı ki, insanı aklından vuruyor, içerisine düşürdüğü hayretle hikayeye daha da bağlarken gizeminin getirdiği başedilemez merakla insanı, yoksun kaldığı ihtiyacını erişmeye sadece bir parmak uzaklığındaymış gibi çıldırtıyordu.
Evden çıkarken her şey olağanmış ve her gün olduğu gibi işe giderken o gün de sabahın erken saatlerinde beklemeye başlamış. Yanına gelen adamı Luis’e öyle benziyordu ki davranışlarındaki farklılıkları fark edene kadar adamın kendisini tanımadığını idrak edememişti bile.
-Bayım inanamayacaksınız ama şu zamana kadar hissetiklerimin yanında, adımlarınız kattettiği her minik mesafede artan heyecanımın arkasında ancak andrenalinin olduğunu versiyonunu kendimi ikna etmeye çalışmamı, Luis’in uzaklaşan yattan görüntüsüyle eşleşen zevahirinizin etkisiyle başarısız girişimler dizisine dönüştürdünüz.
-Güzelliğinize aydınlığının şiddetinin artmasının altında yatan sebebin, etrafın bulanıklaşıp odağında ve net olarak sadece benim olduğum, kalbinizin hızlı atmasını sağlayan ve bende de aynı şekilde aize karşı vuku bu şan bu imgelem olmasını isterdim. Be yazık ki siz beni anlaşılan size layığıyşa davranmayan bir pezevenge benzzetiğiniz içinmiş amk.
-Ah bayım durum sandığınızdan da ciddi, öylesine bir illet ki bu. Aslına bakarsanız anlattığınız durumu bire bir yaşamış durumdayım lakin bu odağın size yönelmesinin tek nedeni benim onu her kişiye benzetmem. Mesela dün uzun saçlı, görkemli bir kadını bezettim kendisine ya böyle bir saçmalık olabilir mi lan ben de dedim resmen mallıı benimki diye ama dallama kalbim dinlemiyor bayım, dindiremiyorum içimdeki fırtınayı ve yıldım da hücrelerime kadar olan yıkımın sorumlusunun o olmasında.
Ve sonunda otobüs gelmiş, bu biraz rahatsız edici biraz da insana yaşattığı değişik duyguları barındırmasıyla bir müddet daha içinde kalmayı isteyeceği lakin ihanet hissiyatı oluşturmaya başlayan durumdan kaçabilmişti.

Yattaki adamlardan biri ünlü bir bilim adamıydı ve deneklerini özellikle farklı ülkelerden seçmek amaçlı burada devam ediyordu. Rüyaları inceleyebildiği bir cihaz icat etmişti, işte meme ucunun büyüdüpü anların tam da adamla karşılaştığı zamana denk geliyordu.
01.11.2017 00:43
Tabii Luis'i ve başımıza gelenleri daha iyi anlayabilmen için daha fazla ayrıntıya gerek var.
Mozaiği tamamlayan yaşamındaki bazı parçalar eksik.
Ben Luis'in ya­şamını, binlerce renk ve şekilden oluşan bir mozaik gibi görüyorum.
Kiliseler, genelevler, kuşlar, ağaçlar ve deniz.
Luis özellikle denizden uzakta yaşayamaz. Tabii bir tekneye sahip olamadığından, Perama da, gecekondusunun olduğu yerde, denize yakın bir arsaya el koydu.
Fakat hesaplarında yanıldı, çünkü el koyma işlemi yazın, yağmur ve derenin olmadığı bir dönemde gerçekleşti.
Kışın ilk gecekondu odasını daha henüz tamamlamışken, biraz geç de olsa, tam o noktada, yaptığı her şeyi yerle bir eden bir derenin geçip, denize döküldüğü­nün farkına vardı.
01.11.2017 00:39
Luis'in anlattıkları beni gerçekten etkilemişti.
Fatme şu anda mutlaka rüya görmekteydi.
Bunu meme uçlarından anladık.
Önce Luis fark etti. İnanılmazdı!
Gö­rünmeyen bir el okşamış ve tahrik-etmiş gibi, birden meme uçlarının büyüdüğünü gördük.
- Kuzen, ona acıyorum da. Onu böyle aç ve beş parasız nasıl sokağa atayım.
Renato'nunsa umurunda de­ğil, inatla kızı sokağa atmamızı istiyor.
01.11.2017 00:19
İkimiz aynı anda kıza baktık ve rüyasında gülümsediğini gördük.
Tabii kızın gülümseyişi Luis'inkine hiç benzemiyordu. Fatme'nin gülümsemesi bambaşkaydı.
Sadece gördüğünden, sana gösterdiğinden oluşuyor.
Açık. İçinde hiçbir şey gizlemiyor. Saf. Gözlerine çok iyi uyuyor. Hiç çelişmiyor.
Luis'deyse durum tam tersi. Ondaki her şey çelişkili, ters.
Gözleri İsa'nınkilerden bile masum, gülümsemesiyse baş edilemeyecek kadar şeytani.
O anda kızın hala ayak bileğini tuttuğumun farkına vardım.
01.11.2017 00:14
Sorun bu işte.
Kızı ne yapalım?
01.11.2017 00:14
-Dinle, dedi.
Renato'nun yanında üç ay önce çalışmaya başladığımda bu Fatme hikayesi de başladı.
Renato çok iyi bir insan olmasına rağmen tek bir kusuru var.
Dünyayı dolaşıp başıboş güzelleri topluyor. Her üç ayda bir tane. Ben öyle hesapladım.
Fakat şimdi Fatme ile işler sarpa sardı. Çünkü Fatme sadece güzellik sunmuyar ona.
Hem şarap hem de toz istiyor.
Sigarasını söndürmeyi unutup yatı yakabilir ya da Renato'nun ba­şını polisle derde sokabilir.
Bu yüzden Renato her ne pahasına olursa olsun ondan kurtulmak istiyor.
Hatta hemen bugün, şimdi.
Döndüğü zaman kız gitmiş olmalı.
01.11.2017 00:10
Kaptan yardımcısı olarak bu yatta iş bulmuş.
Kaptan, yatın sahibi, Renato adındaki tuhaf bir İtalyanmış.
Luis'in asıl mesleğinin, özellikle yaz aylarında yat kaptanlığı olduğunu sana söylemeyi unuttum.
Evet, yanlış duymadın. Luis lümpen ya da serseri değildir, çalışır.
Tabii kendi bildiği şekilde.
01.11.2017 00:03
Fakat kızı birçok kez dövmüştü. İçkiyi bıraktırmak istiyormuş.
- Luis, her şeyi hayal edebilirdim ama senin kapa­ğı bir yata atacağını asla düşünemezdim!
Güldü. Aslında gülümsedi: Eğer unutmazsam, daha ilerde sana Luis'in gülümseyişinden daha ayrıntılı söz edeceğim.
Anlaşılmaz.
Hani kimya elementlerinin sayı­sı toplam doksandır deriz ya, eh Luis'in gülümseyişi de buna benzer bir şey. Masum, kurnaz, sıcak, donuk, zeki, saf, alaycı, canice ve daha neler'neler ...
Gülümsemesini anlatabilmek için sana doksan tane sıfat bulabilirim, hepsi de Luis'e uyar.
Tam bir kimyasal karışım.
Gülümsedi ve bana öyküsünü anlatmaya devam etti.
- bu mesaj, selim tarafından 00:04 01.11.2017 tarihinde düzenlendi.
31.10.2017 23:56
Luis!
- Söyle canım, ne istiyorsun? Sesi şefkat doluydu.
- Biraz şarap.
Luis de,
- Seni döveceğim, hem de evire çevire, dedi.
Şaka yapmıyordu. Bunu gözlerinden anladım. Kızı dövecekti. Kız sonra dönüp, müstakbel kurtarıcısı gibi bana baktı.
- Bunlar benim yaşıma uygun değil. Ben gidiyorum.
Bana ne getirmiştin?
Kız tekrar uykuya daldı. Tekrar ona baktım. Kerata onunla nasıl başa çıkabiliyordu?
Kız tam anlamıyla bir lokum, saf şeker gibiydi.
Birazcık gözlerini, bacaklarını, vücudunu kımıldatsa insanın eli ayağı boşalıyordu.
Sanki üzerime hafif, titreşen dalgalar geliyordu.
Böyle hissediyordum.