0 299

forumlar > sinema & tv > sinema da ilk adımlar.

forumlar > sinema & tv > sinema da ilk adımlar.
0 299

13.04.2015 19:55
Merhaba arkadaşlar bugün Sinema ile ilgilenenler için, keyifli bi okadarda bilgi içeren birşey paylaşmayı düşündüm.
Bildiğiniz gibi Edebiyat ta nasıl akımlar oluştuysa, Sinema'da kendi içerisinde bir çok akıma evsahipliği yaptı.

Çok değil daha geçen yüzyıl, Fransada bir kafede oturan insanlar, Lumiere kardeşler'in çektiği 1 dakikayı geçmeyecek bir filmi izlediklerinde, Gerçektende Tren bize çarpacak duygusuyla masaların altına kaçışmışlardı. acaba günümüzde bu denli bir teknolojinin gelişeceğini orada ki insanlar tahmin edebiliyormuydu ?

bknz:
(Tren in gara gelişini gösteren video, gösterim yeri Paris'te bulunan Grand cafe yıl 1895)

ve zamanla akımlar baş göstermeye başladı. o zamanın teknolojisinde sesli film çekmek mümkün değildi, 1920'li yıllara geldiğimizde Alman Dışavurumculuk akımından etkilenen Robert Weine, ilk korku-gerilim türündeki filmini perdeye taşıdı.

Dr. Caligari'nin Muayenehanesi(Das Cabinet des Dr.Caligari)

Bu film, sessiz sinema döneminde çekilmesine rağmen hala kült olma özelliğini korumakta olup , sinema sanatında kullanılan kamera açıları ve teknik özellikler ile 'Caligarism' teriminin doğmasına neden olmuş bir başyapıttır gözümde.


ve bir diğer film olan;

Nosferatu: Bir Dehşet Senfonisi,

gene Dr.Caligari gibi sessiz sinema döneminde F. W. Murnau tarafından çekilen bu film, Gölge oyunları ve karanlık ile insanları korkutma örneğini gördüğümüz nadir yapımlardan birisidir. ta ki bu mantık 1980 yılında Stanley Kubrick tarafından çekilen 'Shining' filmi ile bitirilene kadar. Yazımın ilerleyen yerlerinde açıklıyıcam.

Nosferatu, kitaptan uyarlama bir yapım olduğu için telif hakları nedeniyle o dönem kaldırılmıştı, 1931 yılında ise ilk Drakula filmi resmi olarak çekildi.

ve bunlar dışında gene 1920'li yıllarda çekilen Golem ve Fantom filmleri bu akımla beraber çekilen ilk korku film örneklerindendir.

ve çok değil az biraz ileri gidiyoruz. şimdi sırada İtalyan yeni gerçekcilik var.' auteurs' tarzı(hem yazıp hem yöneten) yönetmenleriyle ünlü olan 1940'lı yılların sonuna doğru öncülüğünü Federico Fellini gibi üstadların yapmış olduğu 2.dünya savaşı yıllarında ortaya çıkan akım.

İtalyan yeni gerçekcilik genel itibari ile, Ekonomik bunalım,Ahlaki çöküş gibi şeyleri ön planda tutup sinemayla bütünleştirmiştir. Günümüz sinemasından farklı olarak, Oyuncuları halktan seçmiş ve doğaçlamaya yer vermiştir, Hümanist bir yaklaşım herzaman ön plandadır.

'Bisiklet Hırsızları' filmini izlemeyenleriniz varsa, bu dönemin öncü filmlerinden kabul edilmiştir geniş bir kitle tarafından.

ve zamanla Fransız yeni Dalga,Sovyet Rus gibi bir sürü akım sinema'da bulundukları coğrafya olsun, konu itibari ile olsun sürekli yenilik içine girip birbirinden etkilenmiştir.

Tek üzüldüğüm şey, Türk sineması bu tarz dönemlerde kaliteli işlerde ortaya koysa, Erotik kuşağı bknz(aydemir akbaşlar) beyaz perdeye getirip tamamen gişe başarısı peşinde koşmuştur. Günümüzde Recep ivedik'i eleştirenler merak etmesin, Türk sineması, para peşinde koşan ve pazarlama stratejisi ile haraket eden yapımcıların elinde olduğu sürece hiç birzaman iyi biryere gelmeyecek. Kusura bakmayın ben Nuri Bilge'yide beğenmiyorum, Minimalist bir sinema anlayışı bana göre değil. Koy kamerayı çek, bu mantığı oldum olası sevmemişimdir. Benim için Denklanşörü fahişeleştiren kişi kaliteli işleri yapan kişidir.

herneyse; yazımın başında korku sineması örnekleri verirken, gölge ve korku adına birşey bahsetmiştim shining ile ilgili. Stanley Kubrick post modernist dönemden fırlama bir fotoğrafçıyken, Kendi detaycı anlayışını sinemayla birleştirip günümüzde bir çok başarılı işlere imza atmıştır, bir çok başlığımda belirtmiştim. Shiningde ki atmosfer için kendisi 'Bu zamana kadar bütün korku filmlerinde insanlar hep gölge ve karanlık öğeleriyle korkutulmaya çalıştı, ben neden insanları aydınlık bir ortamda germiyeyim' düşüncesiyle, Stephen King gibi bir üstadın kitabını kendi stratejisi ile filme uyarlayıp, Aydınlık bir ortamda seyirciyi germiş ve kült olan bir yapıma dönüştürmüştür. Bu Yüzden her nekadar akımlar çıksada, işler yapılsada önümüzdeki yıllarda da herzaman kaliteli işler ortaya çıkacaktır. Sinema kendini sürekli yenileyen birşeydir.

Bugün sizlere sinema tarihinin ilk adımlarından bahsettim, ilerleyen yazılarımda theo angelopoulos, hitchcock, wes anderson simetrisi, gibi ilgi çekici şeyleri paylaşıcağım.
14.04.2015 14:51
standartadam demiş ki:
He sen burada kim ki duktan bahsetmezsen amk öyle sinemanın
yıllardır kulaklarımdan gitmeyen o aarrriirraannnggg ve nasırlı topukları
14.04.2015 14:46
ya ferzan, reha falan hiç bişi bilmio bence. bi kübrik diiller.

"Benim için DENKlanşörü fahişeleştiren kişi kaliteli işleri yapan kişidir. "

Bkz deklanşör'dür o.

ben deklanşörün ev hanımı gibi olanını severim
14.04.2015 14:36
"sinema da" diye başlık atıp, 24 yaşında Nuri Bilge beğenmemek

sakin ol şampiyon
14.04.2015 14:15
Ya geyik ya eleştiri.
8 sene önce ilk sinema tarihi dersimi aldım.Keyifli bir hatırlatma olmuş. Eksikleri de biz tamamlarız ne var yani.
Şu sitede her verimli başlık görev edinilmiş gibi hiç ediliyor. Bari burda sohbet dönsün.
14.04.2015 13:45
rüknettin demiş ki:
ama o kadar konuşmuşuz ki berg dedi sikerim yeter var mı bişeyler
Agah var kanka gel
14.04.2015 12:34
Geçen yine sinema hakkında konuşuyoruz
14.04.2015 11:57
Denklansoru fahiselestiren kisi.....
14.04.2015 11:49
Vay arkadaş
14.04.2015 11:36
Tamam
14.04.2015 11:11
standartadam demiş ki:
He bi diceğim şey var ben de senarist ve yönetmen olmam lazım o zaman
Sevgiler
işte aradığım mizah.
13.04.2015 22:48
berg demiş ki:
hemen bi kısa film çekersin hadi mekanlar benden
13.04.2015 20:27
hemen bi kısa film çekersin hadi mekanlar benden
13.04.2015 20:22
çok önemli
13.04.2015 20:03
jhonny bravo demiş ki:
çok iticisin.
evet
13.04.2015 20:01
bize çaya bekleriz canım ya
13.04.2015 20:01
berg yiyemiyiceğin muzu soyma be usta , trollenicek muhabbet var trollenmiyicek muhabbet var, bırak geyiği hadi devam et
13.04.2015 20:00
berg demiş ki:
tamam
çok iticisin.
13.04.2015 19:58
tamam