0 298

forumlar > müzik > the tiger lillies

forumlar > müzik > the tiger lillies
0 298

30.03.2015 04:10
Ve böyle başarılı bir hayatın vardı

Ve sen halinden fazlasıyla memnundun

Merak etme hepsi yakında bitecek

Kıyamet günü yakında geliyor

Ve böyle, geleceğin parlak görünüyor

Ve baş döndürücü boyutlara ulaştın

Merak etme yakında bitecek

Bunların hepsi sığ ve sahte” (Crack of Doom isimli parçadan)

Her şey görünürde güzel ve iyiyken, karanlık gerçeği yüzümüze vuran rahatsız edici bu felaket tellalları da kim diyeceksiniz? Onların ismi “Tiger Lillies”. Kendilerine “akordiyon güdümlü anarşist, Brechtvari sokak opera üçlüsü” diyorlar. Yaptıkları müziğe darkcabaret, gypsycabaret veya punk cabaret denilse de Fransız chanson’larından tutun Opera müziğine, çingene müziği öğelerinden sirk melodilerine kadar bin bir çeşit ezgiyi başarıyla birleştirip tüm bunları sokak tiyatrosu, vodvil ve kabare öğeleriyle sahneye koyan, yerine göre Fransız, Alman ya da Rus zannedebileceğiniz, dinlerken operaya özenmiş, gırtlaklanan yaşlı bir fahişeden mi dinliyorum acaba diye şüpheye düşebileceğiniz palyaço makyajlı üç İngiliz adamdan oluşan kült bir grup. Kafalar karıştı mı? Peki, öyleyse bir de şarkılarında nelerden bahsettiklerine bakalım.

Zevkle kullandıkları temalar; fahişeler, uyuşturucu satıcıları, pezevenkler, tecavüzcüler, bebeklerini tekmeleyenler, cenazeleri karanlık sularda kaybolan denizciler, tırnaklarını yediği için parmakları kesilen çocuklar, sürekli yedikleri dayakları dövmelerle gizleyen fahişeler, tavuk başı ısıran kızlar, albino cüceler, dans eden ayılar, freakshow ucubeleri, kundakçılar, yankesiciler ve daha nice toplum dışına itilmiş, akla hayale gelmeyecek şeyler yaşamış, feleğin çemberinden bin bir çeşit geçmiş insanlar…

Buraya kadar söz edilenlerden ne kadar anlaşılabildi bu grup bilemem ama hayatlarını da anlatırsak parçalar eminim yerine oturacak.

Tiger Lillies grubu, 1989 yılında Martin Jacques tarafından kurulur. Diğer nevi şahsına münhasır grup üyeleri ise Adrian Huge, Adrian Stout ve Huge’un izne çıkmasıyla 2012 baharından itibaren gruba dâhil olan Mike Pickering. Jacques, grubun vokalini üstlenen, bir karanlık hikâye anlatıcısı, bir “kontr-tenor” olmasının yanı sıra akordeon, piyano, mızıka, gitar, ukulele vs. çalıyor. Adrian Huge, David Bryne tarafından davulun “ James Joyce”u olarak nitelendirilir (o gözlükleri ve sakalıyla gerçekten James Joyce’un bir kopyasıdır). Huge’un münhasır niteliği, davul setini geri dönüşümden üretmesi ve parçaların çoğunun hayranlarının hediyesi olmasından geliyor. En normal gözüken üye Adrian Stout ise, testere çalmadaki hünerlerinin yanı sıra kontrbas ve geri vokalle gruba renk katıyor.

Grubun şarkılarına ilham veren konularda ise Jacques’ın opera eğitiminin ardından Soho’da bir kerhanenin üst katında 7 yıl yaşamasının, bu sırada işlettiği bir marijuana marketiyle bölgenin bütün keşlerini, fahişelerini tanımasının ve Londra’nın karanlık sokaklarının kirli havasını solumasının etkisi büyük. Zaten grubun adının Soho’da öldürülen Tiger Lilly lakaplı kaplan derisinden kıyafetler giyen bir fahişeden geldiği söylenir. Ancak aynı zamanda “Lillie” yani “zakkum” çiçeği ve çiçeğin öldürücülüğüne yapılan bir gönderme de vardır. Çünkü grubun şarkılarında ölümden fazlasıyla bahsedilir.

Jacques, 20li yaşlarını çalışmadan, sadece City Lit’de aldığı klasik şan vejazz vokal dersleriyle Soho’da yaşayarak geçirir. 30’larına geldiğinde bir akordeon alır ve yüksek sesle şarkılar söyleyerek orjinal bir müzik tarzıyla milyonları peşinden koşturacağına dair kendine söz verir. Şimdi “milyonlara müzik yapma” hayallerini düşündükçe kendisine sadece gülüyor ama kült bir grup oldukları ve müziklerinin giderek yayıldığı bir gerçek.

Jacques, teoloji ve felsefe eğitimini yarıda keser ancak bu konulara olan ilgisini hiç kaybetmez. Ancak Londra’nın sevilmeyen bölgesi Finsbury Park’ta geçen bir senenin ardından toplum dışına itilenler arasına katılır. Kapı komşusu fazlasıyla çılgın ve çekici bir boru dansçısıdır. Bir plakçalar aldığında bu kadın ona hediye olarak Brecht ve Weil’in “Üç Kuruşluk Operası”nı, Tom Waits’in Small Change’ini ve Nick Cave’in Doğum Günü Partisi kaydını hediye eder. Lotte Lenya’dan Almanca dinlediği “Üç Kuruşluk Opera”ya bayılır ve şarkı sözlerindeki Brecht etkisi buradan kaynaklanır. Müzikal açıdan da enstrümantasyon ve kullanılan havalı org daha sonra yapacağı müziği etkiler. Nitekim 2001 yılında çıkardıkları “İki Kuruşluk Opera” (bir kuruş daha ucuz) albümüyle Brecht’e fazlasıyla uçarı bir saygı duruşunda bulunulur.

25 yıllık müzik hayatlarında album ve radyo show kayıtları 36’yı bulan grubun asıl tanınmasını sağlayan ise 19. yüzyıl Almanya’sından çizgidışı bir resimli roman olan, tırnakları parmaklarıyla birlikte kesildiği için ölen oğlanlar, kibritle oynadığı için yanan kızları konu edinen Shockheaded Peter müzikali. Diğer işledikleri ünlü müzikaller arasında Andersen’in Kibritçi Kız’ı, Mozart’tan esinlendikleri bir opera bulunuyor.

2003 yılında ise Kronos Quartet ile yaptıkları TheGoreyEnd albümüyle Grammy’e aday olurlar.

28 Şubat 2014’te çıkan son albümleri “Lulu – A MurderBallad” ise Frank Wedekind’indaha önce Metallica ve LouReed tarafından kotarılamamış “Lulu” isimli oyununun başarılı bir yorumudur. Alman/ Amerikan oyun yazarı Frank Wedekind, 1864te Almanya’da doğmuş ve yazdığı eserler kürtaj, eşcinsellik, çocuk istismarı, tecavüz gibi toplumu yaralarından kaşıyan konular hakkında olmuş, tabiki de dönem Almanya’sında yasaklanmıştır (şimdi bile yasaklanması iştendir).

TigerLillies’in tarzından etkilenen ünlüleri sayarsak kabarık bir listeyle karşılaşırız. Marilyn Manson (ki düğününde çalmışlardır), The Dresden Dolls, David Bryne, Franz Ferdinand, Decemberists, Siouxsie And The Banshees’den Steve Severin, Suicide Girls, Einstürzende Neubauten; sinema dünyasından Tim Burton, Terry Gilliam; çizgi dünyasından Edward Gorey, Simpsons’ın yaratıcısı Matt Groening ve başka bir ünlü çizer Jhonen Vasquez. Tom Waits ise onlar için “Hiçbir albümlerini, Amerika kıtasındaki konserlerini kaçırmadığım tek grup” der.

Grubun sahne performansları da yine kendileri gibi bilinmezliklerle dolu. Örneğin 2007 yılında İstanbul’a Babylon’da bir konser vermek için gelen grup dinleyicilerin ilgisizliğine ve cansızlığına tepki olarak sahneyi terk etmiş, daha sonra ısrar üzerine sahneye dönüp dinleyicilere gereken cevabı kendi ilgisizlikleri, görev icabı çalan grup misali süreyi doldurmalarıyla, şovsuz ve renksiz bir şekilde bitirmişlerdir.

“ Ben korkuncum, korkunç, izin verilmemesi gereken,

Nezih bir topluluğa küfürlü şarkılarımı söylemeye.

Ben korkuncum, korkunç, izin verilmemesi gereken,

Fakat eğer ki birilerini rahatsız edersem, bu bana gurur verir.” (Terrible parçasından)

Şarkılarıyla, tarzlarıyla orta sınıfın bütün “suçları” asıl içinde barındıran ikiyüzlü ahlakını tüm ötekileştirilmişlerin ağzından dile getirerek rahat koltuklarında oturanların (dinleyicileri de dâhil) altına bir kazık yerleştirir Tiger Lillies. Bunu da gururla yaparlar. O halde sözlerimizi “ Banka kurmanın yanında banka soymak nedir ki?” diyen Brecht’in “ Üç kuruşluk Operası”ndan “ İnsan Neyle Yaşar?” şiirinden birkaç dizeyle bitirelim.

10374093_10152500835521147_4866088099993912574_n“Sayın baylar bize hep ders verirsiniz.

‘Aman günah, ayıp, kötü, yanlış.’

Aç karnına kuru öğüt çekilmez.

Önce doyur beni, ondan sonra konuş.

Sende göbek, bizde ahlak nedense.

Şimdi bizi iyice dinle bak;

İster şöyle düşün, istersen böyle:

Önce ekmek gelir, sonra ahlâk.

Artık vermek gerek, unutmayın sakın,

Tüm nimetlerden, payını yoksulların.”

(alıntıdır)



youtube.com/v/aLjNkyo2E08






- bu mesaj, iyi kedi dumanettin tarafından 04:10 30.03.2015 tarihinde düzenlendi.
30.03.2015 09:43
ok
30.03.2015 04:13
youtube.com/v/xsdhLUomjdc
30.03.2015 04:12
youtube.com/v/Db0qiCWNLsI
30.03.2015 04:11
youtube.com/v/qMTa3S-z8-4